AYM’den Evde Bakım Yardımındaki Gelir Kriterine Onay Çıktı!

Kullanıcı Kemal Çalışkan 18 abr. 2026 Engelli haklari
#1
Merhabalar,

Bugün karşılaştığım önemli bir gelişmeyi sizinle paylaşmak istedim:

Anakanun Mahkemesi (AYM), evde bakım yardımı ve bakım çalışmalarinden yararlanabilmek için uygulanan hane gelir kriterine yönelik iptal talebini reddetti. Mahkeme, Toplumsal Hizmet ve çalışmalar Yasau’nda yer alan ve yardımdan yararlanmak için hane içi kişi başına düşen gelirin asgari ücretin üçte ikisinden az olması şartını Anakanun’ya aykırı bulmadı. Karar, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun müracaatı üzerine incelendi. AYM, gelir kriterinin toplumsal yardım sisteminin sürdürülebilirliği ve kamu kaynaklarının etkin kullanımı açısından devletin takdir yetkisi kapsamında olduğunu belirtti. İşte Anakanun Mahkemesi’nin 2025/150 esas – 2025/249 karar sayılı kararı: Esas Sayısı:2025/150 Karar Sayısı:2025/249 Karar Tarihi:11/12/2025 R.G.Tarih-Sayı:9/3/2026-33191 İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu İTİRAZIN KONUSU: 24/5/1983 tarihli ve 2828 sayılı Toplumsal Hizmet ve çalışmalar Yasau’nun 6/2/2014 tarihli ve 6518 sayılı Yasa’un 21. maddesiyle değiştirilen ek 7. maddesinin; Birinci fıkrasının birinci cümlesinin “Her ne ad altında olursa olsun her türlü gelirler toplamı esas alınmak suretiyle, hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelir tutarı, asgarî ücretin aylık net tutarının 2/3’ünden daha az olan…” bölümünün, Yedinci fıkrasının, Anakanun’nın 2., 5. ve 10. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talebidir. OLAY: 26/5/2023 tarihli ve 32202 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Evde Bakım Yardımı Yönetmeliği’nin bazı maddelerinin iptalleri ve yürürlüklerinin durdurulması talebiyle açılan davada itiraz konusu kuralların Anakanun’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptalleri için başvurmuştur. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKÜMLERİ Yasa’un itiraz konusu kuralların da yer aldığı ek 7. maddesi şöyledir: “Ek Madde 7- (Ek: 1/7/2005-5378/30 md.; Değişik: 6/2/2014-6518/21 md.) Her ne ad altında olursa olsun her türlü gelirler toplamı esas alınmak suretiyle, hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelir tutarı, asgarî ücretin aylık net tutarının 2/3’ünden daha az olan bakıma ihtiyacı olan özel gereksinimli bireylere, resmî veya özel bakım merkezlerinde bakım hizmeti ya da toplumsal yardım yapılmak suretiyle evde bakımına yardım verilmesi sağlanır. Hanede birden fazla bakıma ihtiyacı olan özel gereksinimli bulunması hâlinde, hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelir tutarının hesaplanmasında birinci bakıma ihtiyacı olan özel gereksinimliden sonraki her bakıma ihtiyacı olan özel gereksinimli iki kişi sayılır. (Ek cümle:21/2/2019-7166/1 md.) Bu fıkranın uygulanmasında, 5510 sayılı Yasaun ek 18 inci maddesi uyarınca Ramazan ve Kurban bayramlarında ödenen bayram ikramiyeleri hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelir tutarının hesaplanmasına dâhil edilmez. Bakıma ihtiyacı olan özel gereksinimli bireylere özel bakım merkezlerinde sunulacak bakım hizmetinin karşılığı olarak belirlenecek kişi başına aylık bakım ücreti tutarı, (20.000) gösterge rakamı ile memur aylık katsayısının çarpımı sonucu bulunacak tutardan fazla olamaz. Bakıma ihtiyacı olan özel gereksinimlinin evde bakımına yardım için ise (10.000) gösterge rakamı ile memur aylık katsayısının çarpımı sonucu bulunacak tutar kadar aylık toplumsal yardım yapılır. Bakıma ihtiyacı olan özel gereksinimli bireylere sunulacak bakım hizmet modeline ve kapsamına, bakım hizmetinden yararlanabileceklerin müracaat şekline, bu çalışmalari verecek olan gerçek ve tüzel kişiler tarafından açılacak kuruluşlara açılış izni verilmesine, çalışmasına, denetimine, ücretlendirilmesine, idari para cezalarının ve kapatılma işlemlerinin uygulanmasına, özel bakım merkezlerine bakım hizmeti karşılığı yapılacak ödemelere ve bakım hizmeti veren resmî kurumlara yapılacak yardımlara ilişkin usul ve esaslar, Sağlık Bakanlığı yetkililerinın görüşü alınarak Maliye Bakanlığı yetkilileri ile Aile ve Toplumsal Politikalar Bakanlığı yetkililerinca müştereken çıkarılan düzenlemele belirlenir. Bakıma ihtiyacı olan özel gereksinimli bireylerin evde bakımına yardım için yapılacak toplumsal yardımlara ilişkin iş ve işlemler, Aile ve Toplumsal Politikalar Bakanlığı yetkilileri ve Toplumsal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarınca gerçekleştirilir. Bakıma ihtiyacı olan özel gereksinimli bireylerin evde bakımına yardım için yapılacak toplumsal yardımın müracaat şekline, değerlendirilmesine, ödenmesine ve diğer hususlara ilişkin usul ve esaslar, Sağlık Bakanlığı yetkililerinın görüşü alınarak Maliye Bakanlığı yetkilileri ile Aile ve Toplumsal Politikalar Bakanlığı yetkililerinca müştereken çıkarılan düzenlemele belirlenir. Birinci fıkra kapsamındaki bakıma ihtiyacı olan özel gereksinimli bireylere sunulacak bakım hizmetinin karşılığı olarak özel bakım merkezlerine ödenecek bakım ücreti, evde bakımına yardım için yapılacak toplumsal yardım ile bakım hizmeti veren resmî kurumlara yapılacak yardımlar Aile ve Toplumsal Politikalar Bakanlığı yetkilileri bütçesinden karşılanır. Bakıma ihtiyacı olan özel gereksinimli bireylere, ücretleri Aile ve Toplumsal Politikalar Bakanlığı yetkilileri bütçesinden karşılanmak suretiyle sağlanacak bakım çalışmalari, 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Yasau hükümlerine tabi olmaksızın temin edilir. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı yetkililerinın görüşü alınarak Aile ve Toplumsal Politikalar Bakanlığı yetkililerinca çıkarılan düzenlemele belirlenir. Birinci fıkra ile belirlenen hane halkı gelir ölçütünü aşan gelir değişikliğinin tespiti hâlinde bu madde kapsamında yapılan ödemeler durdurulur ve değişikliğin meydana geldiği tarihten itibaren kanunl faizi ile birlikte genel hükümlere göre takip ve tahsil edilir.” İLK İNCELEME Anakanun Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Kadir ÖZKAYA, Hasan Tahsin GÖKCAN, Basri BAĞCI, Engin YILDIRIM, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, İrfan FİDAN, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL, Ömer ÇINAR ve Metin KIRATLI’nın katılımlarıyla 10/7/2025 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikle müracaatnun yöntemine uygunluğu sorunu görüşülmüştür. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anakanun Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Yasa’un “Anakanunya aykırılığın mahkemelerce ileri sürülmesi” başlıklı 40. maddesinde Anakanun Mahkemesine itiraz yoluyla yapılacak müracaatlarda izlenecek yöntem belirtilmiştir. Söz konusu maddenin (1) numaralı fıkrasında bir davaya bakmakta olan mahkemenin bu davada uygulanacak bir yasa veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anakanun’ya aykırı görmesi veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması hâlinde bu fıkrada sayılan belgeleri dizi listesine bağlayarak Anakanun Mahkemesine göndereceği hükme bağlanmış; anılan fıkranın (a) bendinde de “İptali istenen kuralların Anakanunnın hangi maddelerine aykırı olduklarını açıklayan gerekçeli müracaat kararının aslı” Anakanun Mahkemesine gönderilecek belgeler arasında sayılmıştır. Maddenin (4) numaralı fıkrasında ise açık bir şekilde dayanaktan yoksun veya yöntemine uygun olmayan itiraz müracaatlarının Anakanun Mahkemesi tarafından esas incelemeye geçilmeksizin gerekçeleriyle reddedileceği hükme bağlanmıştır. Anılan İçtüzük’ün 46. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde itiraz yoluna başvuran Mahkemenin gerekçeli kararında; Anakanun’ya aykırılıkları ileri sürülen hükümlerin her birinin Anakanun’nın hangi maddelerine, hangi nedenlerle aykırı olduğunun ayrı ayrı ve gerekçeleriyle birlikte açıkça gösterilmesi gerektiği düzenlenmiştir. İçtüzük’ün 49. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde de Anakanun Mahkemesince yapılan ilk incelemede müracaatda eksikliklerin bulunduğunun tespit edilmesi hâlinde itiraz yoluna ilişkin işlerde esas incelemeye geçilmeksizin müracaatnun reddine karar verileceği, (2) numaralı fıkrasında ise anılan (b) bendi uyarınca verilen kararın itiraz yoluna başvuran mahkemenin eksiklikleri tamamlayarak yeniden başvurmasına engel olmadığı belirtilmiştir. Yapılan incelemede itiraz yoluna başvuran Mahkeme tarafından 2828 sayılı Yasa’un ek 7. maddesinin itiraz konusu yedinci fıkrasının “…ve değişikliğin meydana geldiği tarihten itibaren kanunl faizi ile birlikte genel hükümlere göre takip ve tahsil edilir.”bölümünün hangi nedenlerle Anakanun’ya aykırı olduğunun ayrı ayrı ve gerekçeleriyle birlikte ortaya konulmaksızın Anakanun’ya aykırılık iddiasında bulunulduğu anlaşılmıştır. Bu itibarla anılan fıkranın “…ve değişikliğin meydana geldiği tarihten itibaren kanunl faizi ile birlikte genel hükümlere göre takip ve tahsil edilir.”bölümüne yönelik müracaatnun 6216 sayılı Yasa’un 40. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince yöntemine uygun olmadığından reddi gerekir. Açıklanan nedenle 24/5/1983 tarihli ve 2828 sayılı Toplumsal Hizmet ve çalışmalar Yasau’nun 6/2/2014 tarihli ve 6518 sayılı Yasa’un 21. maddesiyle değiştirilen ek 7. maddesinin; Birinci fıkrasının birinci cümlesinin “Her ne ad altında olursa olsun her türlü gelirler toplamı esas alınmak suretiyle, hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelir tutarı, asgarî ücretin aylık net tutarının 2/3’ünden daha az olan…” bölümünün esasının incelenmesine, Yedinci fıkrasının; “…ve değişikliğin meydana geldiği tarihten itibaren kanunl faizi ile birlikte genel hükümlere göre takip ve tahsil edilir.”bölümünün iptaline karar verilmesi talebiyle yapılan itiraz müracaatınun 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anakanun Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Yasa’un 40. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince yöntemine uygun olmadığından REDDİNE, Kalan kısmının esasının incelenmesine, Yürürlüğün durdurulması talebinin esas inceleme aşamasında karara bağlanmasına, OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir. III. ESASIN İNCELENMESİ Müracaat kararı ve ekleri, Raportör Derya ATAKUL tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu yasa hükümleri, dayanılan ve ilgili görülen Anakanun kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer kanunma belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: Anlam ve Kapsam Bakıma ihtiyacı olan özel gereksinimli bireylere yönelik toplumsal yardım ve bakım çalışmalarinden yararlanmanın şartları ve bakım ücreti ödeme koşulları 2828 sayılı Yasa’un ek 7. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesiyle bakıma ihtiyacı olan özel gereksinimli bireylere, resmî veya özel bakım merkezlerinde bakım hizmetinin verilmesi ya da onların evde bakımına yardım sağlanması için hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelir tutarının asgari ücretin aylık net tutarının üçte ikisinden az olması şartı getirilmiştir. Buna göre hanedeki tüm bireylerin elde ettiği gelirlerin toplamı dikkate alınmakta olup bu toplam tutar hanede yaşayan kişi sayısına bölünerek kişi başına düşen ortalama aylık gelir belirlenmektedir. Gelirin kaynağı veya mahiyeti ilke olarak önem taşımamakta, her türlü gelir kapsam dâhilinde sayılmaktadır. Kişi başına düşen gelir, asgari ücretin net tutarının üçte ikisinden az ise bakıma ihtiyacı olan özel gereksinimli bireyin bakım hizmetinden veya evde bakım yardımından yararlanması mümkün olmaktadır. Söz konusu cümlenin “Her ne ad altında olursa olsun her türlü gelirler toplamı esas alınmak suretiyle, hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelir tutarı, asgarî ücretin aylık net tutarının 2/3’ünden daha az olan…” bölümü itiraz konusu ilk kuralı oluşturmaktadır. Anılan Yasa’un ek 7. maddesinin yedinci fıkrasında da hane içi gelirde sonradan meydana gelen değişikliklerin bakım hizmeti ve toplumsal yardım desteği üzerindeki etkisi düzenlenmiştir. Buna göre bakım hizmeti veya evde bakım yardımından yararlanmakta iken hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelirin birinci fıkrada belirlenen sınırı aşması hâli gelir değişikliği olarak kabul edilmektedir. Bu durumda yardım ödemeleri durdurulmakta ve değişikliğin meydana geldiği tarihten itibaren yapılan ödemeler kanunl faiziyle birlikte geri alınmaktadır. Geri alma işlemi, genel hükümler uyarınca takip ve tahsil edilmektedir. Söz konusu fıkranın “Birinci fıkra ile belirlenen hane halkı gelir ölçütünü aşan gelir değişikliğinin tespiti hâlinde bu madde kapsamında yapılan ödemeler durdurulur…”bölümü itiraz konusu diğer kuralı oluşturmaktadır. İtirazın Gerekçesi Müracaat kararında özetle; itiraz konusu kurallarla bakıma muhtaç özel gereksinimli bireylerin evde bakım yardımından faydalanmasının koşulu olarak öngörülen gelir ölçütünün bireyselleştirmeye imkân tanınmaksızın kategorik olarak uygulanmasının özel gereksinimli bireylerin toplumsal yardımlardan yararlanma hakkını ölçüsüz biçimde sınırladığı, gelir düzeyine göre kademeli bir yardım sisteminin benimsenmesi gerektiği, bireysel ihtiyaçlar ve özel durumlar dikkate alınmaksızın yapılan bu uygulamanın toplumsal hakların kullanım alanını daralttığı ve yardım mekanizmalarının etkinliğini ciddi ölçüde zayıflattığı belirtilerek kuralların Anakanun’nın 2., 5. ve 10. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür. Anakanun’ya Aykırılık Sorunu Yasa’un Ek 7. Maddesinin Birinci Fıkrasının Birinci Cümlesinin “Her ne ad altında olursa olsun her türlü gelirler toplamı esas alınmak suretiyle, hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelir tutarı, asgarî ücretin aylık net tutarının 2/3’ünden daha az olan…” Bölümünün İncelenmesi 6216 sayılı Yasa’un 43. maddesi uyarınca kural, ilgisi nedeniyle Anakanun’nın 60. ve 61. maddeleri yönünden incelenmiştir. Anakanun’nın 60. maddesinde “Herkes, toplumsal güvenlik hakkına sahiptir./ Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar.” hükmüne yer verilmiştir. Anakanun’nın 61. maddesinin ikinci fıkrasında da “Devlet, sakatların korunmalarını ve toplum hayatına intibaklarını sağlayıcı tedbirleri alır.” denilmek suretiyle özel gereksinimli bireylerin toplumsal güvenlik bakımından özel olarak korunması gerekenler kapsamında olduğu belirtilmiştir. Anakanun’nın toplumsal güvenlik hakkına ilişkin 60. maddesinin birinci fıkrası ve özel gereksinimli bireylerin korunmasını düzenleyen 61. maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre devlet, özel gereksinimli bireylerin korunması ve toplum hayatına uyumunu sağlamak için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür. Anakanun’nın 65. maddesi gereğince devlet; toplumsal alana ilişkin olarak Anakanun’da belirtilen bu görevlerini, bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek mali kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirecektir. Bu kaynakları kullanarak ve anakanunl ilke ve hükümlere aykırı olmamak şartıyla özel gereksinimli bireylere yönelik tedbirlerin türüne ve ölçüsüne karar vermek yasa koyucunun takdirindedir. İtiraz konusu kuralda bakıma ihtiyacı olan özel gereksinimli bireylere bakım hizmeti veya evde bakım yardımı sağlanması için hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelir tutarının, asgari ücretin aylık net tutarının üçte ikisinden az olması şartı öngörülmüştür. Kuralla devlet, toplumsal yardım ve yardımlerin belirli bir gelir ölçütüne bağlı olarak yürütülmesini amaçlamaktadır. Anakanun’nın 61. maddesi uyarınca özel gereksinimli bireylerin korunması ve topluma uyumlarının sağlanması devletin yükümlülüğündedir. Bununla birlikte toplumsal yardımlar mutlak bir hak niteliğinde olmayıp devletin mali imkânları çerçevesinde yerine getirilen kamu çalışmalaridir. Toplumsal yardımların bireysel ihtiyaçları gözeterek kişiselleştirilmesi önemli olmakla birlikte sistemin işleyişi, denetlenebilirliği ve kaynakların adil dağıtımı açısından nesnel ve genel geçer ölçütlerin belirlenmesi toplumsal yardım uygulamalarının temel gereğidir. Kural, toplumsal yardım sisteminin adil, sürdürülebilir ve kaynakların etkin kullanımına dayalı bir şekilde işlemesini sağlamak amacıyla nesnel bir gelir ölçütü öngörmektedir. Devletin bu ölçütü belirlerken toplumsal yardımın keyfîlikten uzak, öngörülebilir ve denetlenebilir bir sistem dâhilinde yürütülmesini sağladığı anlaşılmaktadır. Böylece sınırsız bir kaynakla hareket etmeyen devletin mevcut bütçe imkânları dâhilinde bakıma ihtiyacı olan özel gereksinimli bireylere yönelik bakım desteğini daha geniş bir kitleye ulaştırmaya çalıştığı görülmektedir. Kuralla, devletin mali kaynaklarının sınırlılığı çerçevesinde aynı hane içinde birlikte yaşadığı kişiler belirli bir gelir seviyesinin altında olan özel gereksinimli bireylere yardım yapılmasının bir öncelik olarak görüldüğü anlaşılmaktadır. Yeterli bir yaşam standardı bulunmayan özel gereksinimli bireylere öncelik tanınması ve bu standardın belirlenmesinde kendisinin yanında ailesinin gelirinin de dikkate alınması devletin mali kaynaklarının yeterliliği kapsamında makul görülebilir bir husustur (benzer yönde değerlendirmeler için bkz. AYM, E.2020/13, K.2020/68, 12/11/2020, 18). Ayrıca evde bakım yardımı, devletin özel gereksinimli bireylere yönelik olarak sağladığı tek yardım mekanizması değildir. Eğitim, istihdam, rehabilitasyon, toplumsal güvenlik, gelir desteği, vergi muafiyetleri gibi farklı alanlarda da çeşitli koruma ve yardım önlemleri bulunmaktadır. Dolayısıyla evde bakım yardımı özelinde getirilen gelir ölçütünün, özel gereksinimli bireylere yönelik olarak yapılacak diğer toplumsal yardımlar için bir engel oluşturduğu da söylenemez. Bu itibarla bakıma ihtiyacı olan özel gereksinimli bireylere bakım hizmeti veya evde bakım yardımı sağlanması için hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelir tutarının asgari ücretin aylık net tutarının üçte ikisinden az olması şartını öngören kural, yasa koyucunun takdir yetkisi kapsamında olup devletin özel gereksinimli bireylerin korunmasına ve toplum hayatına uyumlarının sağlanmasına yönelik pozitif yükümlülüklerine aykırı bir husus içermemektedir. Açıklanan nedenlerle kural, Anakanun’nın 60. ve 61. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir. Kuralın Anakanun’nın 2. ve 5. maddelerine de aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anakanun’nın 60. ve 61. maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyle Anakanun’nın 2. ve 5. maddeleri yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir. Kuralın Anakanun’nın 10. maddesiyle ilgisi görülmemiştir. Yasa’un Ek 7. Maddesinin Yedinci Fıkrasının “Birinci fıkra ile belirlenen hane halkı gelir ölçütünü aşan gelir değişikliğinin tespiti hâlinde bu madde kapsamında yapılan ödemeler durdurulur…” Bölümünün İncelenmesi 6216 sayılı Yasa’un 43. maddesi uyarınca kural, ilgisi nedeniyle Anakanun’nın 13. ve 35. maddeleri yönünden incelenmiştir. Anakanun’nın 35. maddesinde “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir./ Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, yasala sınırlanabilir./ Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” denilmektedir. Anakanun’nın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parasal karşılığı olan her türlü mal varlığını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). İtiraz konusu kural, 2828 sayılı Yasa’un ek 7. maddesinin birinci fıkrasında belirlenen gelir ölçütünü aşan bir gelir değişikliğinin tespiti hâlinde kişilere yapılmakta olan, dolayısıyla mülk teşkil eden ödemelerin durdurulmasını öngörmek suretiyle mülkiyet hakkını sınırlamaktadır. Anakanun’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla yasala sınırlanabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına sınırlama getirilirken temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anakanun’nın 13. maddesinin de gözönünde bulundurulması gerekmektedir. Anakanun’nın 13. maddesinde “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anakanunnın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak yasala sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anakanunnın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” denilmektedir. Anakanun’nın anılan maddesi uyarınca mülkiyet hakkı, Anakanun’da öngörülen nedenlere bağlı olarak ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızın ancak yasala sınırlanabilir. Anakanun Mahkemesinin sıkça vurguladığı gibi temel hakları sınırlayan yasaun şeklen var olması yeterli olmayıp kanunl kuralların keyfîliğe izin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir düzenlemeler niteliğinde olması gerekir. Esasen temel hakları sınırlayan yasaun bu niteliklere sahip olması, Anakanun’nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukuk devleti ilkesinin de bir gereğidir. Hukuk devletinde yasai düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir. Yasada bulunması gereken bu nitelikler hukuki güvenliğin sağlanması bakımından da zorunludur. Nitekim bu ilke hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de kanunl düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, §§ 153, 154). Dolayısıyla Anakanun’nın 13. maddesinde sınırlama ölçütü olarak belirtilen yasailik, Anakanun’nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukuk devleti ilkesi ışığında yorumlanmalıdır. Kuralda hangi hâl ve şartlarda, hangi kapsamdaki ödemelerin hangi tarihten itibaren kesileceği hususunun herhangi bir tereddüde yer vermeyecek şekilde açık ve net olarak düzenelendiği gözetildiğinde kuralın yasailik ölçütünü karşıladığı sonucuna ulaşılmıştır. Kural, toplumsal yardım ödemelerinin muhtaçlık hâlinin ortadan kalkması durumunda durdurulmasını öngörmekte olup bu yönüyle devletin toplumsal yardım politikalarının ihtiyaç sahiplerine yönlendirilmesini sağlama ve kamu kaynaklarının israfını önleme amacına hizmet etmektedir. Bu çerçevede kuralın kamu kaynaklarının amacına uygun, etkili ve verimli bir şekilde kullanılması hedefi doğrultusunda düzenlendiği, dolayısıyla kamu yararı amacını taşıdığı anlaşılmaktadır. Kuralla mülkiyet hakkına getirilen sınırlamanın Anakanun’nın 13. maddesi uyarınca ölçülü de olması gerekir. Ölçülülük ilkesi ise elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen sınırlamanın ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından sınırlamanın zorunlu olmasını diğer bir ifadeyle aynı amaca daha hafif bir sınırlama ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise hakka getirilen sınırlama ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir. Muhtaçlık durumu ortadan kalkan kişilere yönelik bakım yardımının sona erdirilmesi, toplumsal yardım sisteminin ihtiyaç temelli özelliğinden kaynaklanmaktadır. Bu itibarla gelir düzeyinde artış yaşanması hâlinde bireylere yapılan bakım yardımının kesilmesini öngören kuralın kamu kaynaklarının amacına uygun, etkili ve verimli bir şekilde kullanılmasına yönelik meşru amaca ulaşma bakımından elverişli olduğu açıktır. Bakıma ihtiyacı olan özel gereksinimli bireylere yapılacak yardımın ihtiyaç hâli devam ettiği sürece sağlanması gerektiği açıktır. Zira gelir artışı ile birlikte yardımın durdurulmaması, toplumsal yardımların ihtiyaç sahibi olmayan kişilere yönelmesine ve sistemin sürdürülebilirliğinin zedelenmesine yol açabilecektir. Dolayısıyla kuralda öngörülen düzenlemeden daha hafif bir sınırlama aracı ile meşru amaca ulaşılmasının mümkün olduğu söylenemez. Bu itibarla kuralın söz konusu amaca ulaşma bakımından gerekli olduğu anlaşılmaktadır. Gerekli olduğu tespit edilen kuralın orantılı olup olmadığı da değerlendirilmelidir. Orantılılık ilkesi gereği kişilerin mülkiyet hakkının sınırlandırılması hâlinde elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin hakları arasında adil bir dengenin kurulması gerekmektedir. Bu adil denge, kişilerin aşırı bir yüke katlandığının tespit edilmesi durumunda bozulmuş olacaktır. Sınırlamanın orantılılığı değerlendirilirken bir taraftan ulaşılmak istenen meşru amacın önemi, diğer taraftan da sınırlamanın niteliği ile kişilere yüklenen külfet dikkate alınacaktır (Doğan Depişgen [2. B.], B. No: 2016/12233, 11/3/2020, § 60; Arif Güven [2. B.], B. No: 2014/13966, 15/2/2017, §§ 58, 60). Kural, yapılmakta olan ödemelerin ileriye etki edecek şekilde durdurulmasını öngörmektedir. Toplumsal yardımın başlangıçta hak edilmiş olması, ihtiyaç hâlinin daha sonra ortadan kalkması durumunda da yardıma devam edilmesini zorunlu kılmaz. Nitekim muhtaçlık hâlinin sona ermesi durumunda toplumsal yardımın sonlandırılması, yardım sisteminin doğası gereği kabul edilebilecek bir uygulamadır. Bu durum, toplumsal devletin sınırsız kaynaklara sahip olmadığı gözetildiğinde toplumsal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliğinin de bir gereğidir. Bu itibarla kuralın kişiler aleyhine aşırı bir külfete yol açmadığı, kamu menfaatleri ile bireysel menfaat arasında makul bir denge kurduğu anlaşıldığından mülkiyet hakkına ölçüsüz bir sınırlama olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle kural, Anakanun’nın 13. ve 35. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir. Kuralın Anakanun’nın 2. ve 5. maddelerine de aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anakanun’nın 13. ve 35. maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyle Anakanun’nın 2. ve 5. maddeleri yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir. Kuralın Anakanun’nın 10. maddesiyle ilgisi görülmemiştir. YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI TALEBİ Müracaat kararında özetle, itiraz konusu kuralların uygulanmaları hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğabileceği belirtilerek yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talep edilmiştir. 24/5/1983 tarihli ve 2828 sayılı Toplumsal Hizmet ve çalışmalar Yasau’nun 6/2/2014 tarihli ve 6518 sayılı Yasa’un 21. maddesiyle değiştirilen ek 7. maddesinin; Birinci fıkrasının birinci cümlesinin “Her ne ad altında olursa olsun her türlü gelirler toplamı esas alınmak suretiyle, hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelir tutarı, asgarî ücretin aylık net tutarının 2/3’ünden daha az olan…” bölümüne, Yedinci fıkrasının “Birinci fıkra ile belirlenen hane halkı gelir ölçütünü aşan gelir değişikliğinin tespiti hâlinde bu madde kapsamında yapılan ödemeler durdurulur…” bölümüne, yönelik iptal talepleri 11/12/2025 tarihli ve E.2025/150, K.2025/249 sayılı kararla reddedildiğinden bu bölümlere ilişkin yürürlüğün durdurulması taleplerinin REDDİNE 11/12/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir. HÜKÜM 24/5/1983 tarihli ve 2828 sayılı Toplumsal Hizmet ve çalışmalar Yasau’nun 6/2/2014 tarihli ve 6518 sayılı Yasa’un 21. maddesiyle değiştirilen ek 7. maddesinin; Birinci fıkrasının birinci cümlesinin “Her ne ad altında olursa olsun her türlü gelirler toplamı esas alınmak suretiyle, hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelir tutarı, asgarî ücretin aylık net tutarının 2/3’ünden daha az olan…” bölümünün, Yedinci fıkrasının “Birinci fıkra ile belirlenen hane halkı gelir ölçütünü aşan gelir değişikliğinin tespiti hâlinde bu madde kapsamında yapılan ödemeler durdurulur…” bölümünün, Anakanun’ya aykırı olmadıklarına ve itirazın REDDİNE 11/12/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Bu konuyla ilgili tecrübesi veya önerisi olan var mı? Yorumlarınızı bekliyorum.

Aún no hay respuestas en este tema.