Ölümcül hastalık

Kategori : Haber Genel |

“Ölümcül bir hastalığa yakalandığımı biliyorum. Ne yapalım, taksimatta bize de bu rol düşmüş. Bu noktada bize düşen, rolümüzü en güzel şekilde oynamaktır. İmanın şartlarından biri de ‘kadere iman’ etmektir. Hâlimize çok şükretmeliyiz. Bardağın da hep dolu tarafını görmemiz lâzım. Bunu yaparken de, Polyannacılıktan uzak durmalı ve aynı zamanda realist olmalıyız. Rahatsızlığımın önceki evrelerinde ‘trakestomi’ denilen bir hastalığım vardı yani boğazım delikti. Mideden besleniyordum ve solunum cihazına bağlıydım. Şimdi üzerimde hiçbir cihaz yok ve ağzımdan normal insanlar gibi besleniyorum, beslenebiliyorum. Bütün bu verilenler çok şükür gerektirir. Eskiden boş bir çuval gibiydim, dizlerim kilitleniyor ve yığılıyordum. Şimdi ise on iki dakika ayakta durabiliyorum. Efendimiz (sas) ‘Sabreden zafere ulaşır’ buyurmuşlar. Sabır, musibetin en şiddetli anında gösterilendir. Elbet bu gecenin bir sabahı vardır diyorum. Hastalığım boyunca bana yardım eden herkese, bana dualarında yer ayıran mümtaz şahsiyetlere sonsuz teşekkürlerimi arz ederim. Allah (cc) Aziz’dir. Sizleri de ailenizle birlikte aziz eylesin. (Âmin) Hasta kul, Allah (cc) katında melekler ile aynı mertebede sayılırmış ve duaları reddedilmezmiş diye bildiğim için böyle dua ediyorum. Gerçi bilemiyorum, benim gibi günahkâr birisi onların arasında sayılabilir mi?”

“Size yatalak bir hastanın 24 saatini anlatmak mecburiyetinde hissediyorum kendimi. Çünkü ziyaretime gelenlerden bazıları ağlıyorlar. Bu insanların kazanma kuşağında kaybettiklerini düşünüyorum. ‘Mevla görelim neyler, neylerse güzel eyler’ diyenlerden olalım. Kur’an-ı Kerim’de Cenab-ı Hakk’ın her şeyi en güzel şekilde yarattığı ifade buyuruluyor. Kimse yatalak olmak istemez ama biz iman etmiş insanlarız… Ben de dünya hayatını yaşamak isterdim. Ama hastalığın geldiği merci, insanı rahatlatıyor… Efendimiz (sas) günde 70-100 defa istiğfar ediyor. Bunu şundan dolayı anlatmak istiyorum. 24 saatim nasıl geçiyor? Sabah 04.00 civarı uyanıyorum. Güne hamd ve sena ile başlıyorum. 123 defa istiğfar ediyorum. Özel sayma tekniğim var. Sonra gece namazı (teheccüd) kılıyorum. Epey bir zaman dua ediyorum. Suffe ashabından 12.000 defa istiğfar edenler vardı. Efendimiz’in (sas) ‘Ashabım gökteki yıldızlar gibidir, hangisine tâbî olursanız hidayete erersiniz’ hadisini düşünerek günde bazen beş bin, bazen on bin defa ‘el-Muhyî’ ismini zikrediyorum. İstiğfarım beş bin defa olduğunda 7-8 saat, on bin defa olduğunda 15 saat falan sürüyor. Günde belirli bir miktar, hatta son zamanlarda ayda bir defa Kur’an-ı Kerim’i hatmedebiliyorum. Biliyorsunuz Kur’an okunan yere ‘Sekîne’ iner. Namazlarımı hemen ezan bitince kılıyorum…”
“Her gün sabah-akşam yaklaşık üç saat egzersiz yapıyorum. Görüyorsunuz aslında hiç boş vaktim yok. Genelde akşamları erken yatıyorum. (Makale ve denemelerimi yazdığım günler bu program aksıyor.)”
“Sizlere bir itirafta bulunayım mı? Bunları sağlıklı iken yapamıyordum. Üzüldüğüm tek şey ise etrafımdaki insanların çok yıpranmış olması.”
Ufuk kardeşimizin şu sözlerinden sonra bir muhasebe ve bir durum muhakemesi yapmamız gerekiyor. Allah kendisine de âcil şifalar versin… Âmin…

Haberi yazan - 06 Eylül 2011. Kategori Haber Genel. Giriş yaparak yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Giriş yaparak yorumları takip etmekten vazgeçebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.