Ayrıcalık Değil Eşitlik: Özel gereksinimli Politikalarında Hak Temelli Dönüşüm Şarttır

Kullanıcı Engelsiz Kariyer Danışmanlığı 21 May 2026 Engelli haklari
#1
Selamlar herkese,

Son günlerde, özel gereksinimli bireylerin Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) muafiyetli araç alımına ilişkin uygulamalarda yaşanan gelişmeler kamuoyunda geniş yankı uyandırmıştır. Anakanun Mahkemesi’nin 22 Nisan 2025 tarihli kararıyla, ÖTV Yasau kapsamında yer alan ve özel gereksinimli bireylerin “bizzat kullanma amacıyla özel tertibatlı araç edinmesine” olanak tanıyan düzenleme iptal edilmiş; bu karar doğrultusunda Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından yapılan idari bildirimle birlikte, söz konusu uygulamanın 26 Mart 2026 itibarıyla fiilen uygulanamaz hale geldiği anlaşılmıştır. Ancak burada altı çizilmesi gereken temel mesele, yalnızca bir uygulamanın kaldırılması ya da sınırlandırılması değildir. Asıl tartışılması gereken konu, özel gereksinimli bireylere yönelik toplumsal politikaların hangi anlayışla kurgulandığıdır. Bugün ÖTV muafiyeti, ücretsiz veya indirimli ulaşım hakkı, kontrolsüz şekilde bağlanan özel gereksinimli aylıkları ve bakım yardımleri gibi uygulamalar, ilk bakışta birer “hak” gibi sunulsa da; gerçekte bireysel ihtiyaç analizi yapılmadan sunulan, genelleştirici ve ayrıştırıcı toplumsal politika araçlarıdır. Bu tür uygulamalar: Özel gereksinimli bireyleri toplumun diğer kesimlerinden ayrı bir kategoriye yerleştirmekte, Bireyleri güçlendirmek yerine bağımlı hale getirebilmekte, Toplumsal katılımı artırmak yerine atoplumsalleşmeyi derinleştirebilmekte, Ve en önemlisi, eşitlik ilkesini zedeleyebilmektedir. Nitekim bu tür “kolaylaştırıcı” görünen politikalar, devletlerin uluslararası yükümlülüklerini yerine getirmesi yerine, kısa vadeli ve yüzeysel çözümler üretmesine de zemin hazırlamaktadır. Oysa Özel gereksinimli Haklarına İlişkin Birleşmiş Milletler Sözleşmesi başta olmak üzere evrensel insan hakları normları; özel gereksinimliliğe dayalı ayrıcalıklar değil, eşitlik, ayrımcılık kanunğı ve makul uyumlaştırma ilkeleri temelinde haklara erişimi esas almaktadır. Bu çerçevede: Özel gereksinimli bireylerin ihtiyaçları, genellemeler üzerinden değil; bireysel durumları dikkate alınarak değerlendirilmeli ve buna uygun çözümler üretilmelidir. Bugün gelinen noktada açıkça görülmektedir ki: Genelleştirilmiş toplumsal haklar olarak sunulan bu uygulamalar, yalnızca eşitlik ilkesine aykırı olmakla kalmamakta; aynı zamanda hukuki dayanakları zayıf, kırılgan ve kolaylıkla ortadan kaldırılabilir düzenlemeler olarak varlık göstermektedir. Nitekim son yaşanan gelişmeler, bu tür uygulamaların ne kadar hızlı bir şekilde işlevsiz hale gelebileceğini ve hak sahipleri açısından nasıl bir belirsizlik yaratabileceğini açıkça ortaya koymuştur. Bu nedenle çağrımız nettir: Özel gereksinimli bireylere yönelik politikalar, ayrıcalık temelli değil hak temelli olarak yeniden yapılandırılmalıdır. Devletler, bireysel ihtiyaç analizine dayalı, sürdürülebilir ve eşitlikçi politikalar geliştirmelidir. “Makul uyumlaştırma” ilkeleri doğrultusunda, herkesin toplumsal yaşama eşit katılımını sağlayacak düzenlemeler hayata geçirilmelidir. Toplumsal yardımlar, bireyleri pasifleştiren değil güçlendiren bir anlayışla yeniden tasarlanmalıdır. Buradan tüm sivil toplum örgütlerine de çağrımızdır: Özel gereksinimlilik alanında yürütülen mücadele, ayrıcalıkların korunması üzerinden değil; eşitlik ve insan hakları temelinde bütüncül dönüşüm hedefiyle sürdürülmelidir. Aynı şekilde devlet kurumlarını da, uluslararası yükümlülükleri doğrultusunda kapsayıcı, sürdürülebilir ve ayrımcılıktan arındırılmış politikalar geliştirmeye davet ediyoruz. Özel gereksinimli bireylerin haklara erişimi, ayrıcalıklar üzerinden değil, eşitlik ve bireysel ihtiyaçlar temelinde güvence altına alınmalıdır. Evrensel Normlara Uyum Gözlemcileri Platformu Genel Koordinatör Çağlar Karsantı

Bu yasal düzenlemeler ve gelişmeler hakkında ne düşünüyorsunuz? Yakın zamanda benzer bir süreçten geçen var mı? Bilgilerinizi bekliyorum.

Bu konuya henüz cevap yazılmamış.